Yoga ve Müzik Terapi

Aslında bedenimiz çok güçlü ve kendi kendini iyileştiren bir sisteme sahiptir.
Duyduğumuz sesler, dinlediğimiz müzik kendi doğal ritmimizle bir araya geldiğinde mükemmel bir uyum oluşturur. Bizi iyileştiren bu sesler ile çevrelendiğimizde ise bizi sadece iyi olmaya itmezler aynı zamanda iyileştirirler de. Bedenimizdeki her bir hücre kendi sesiyle oluşmakta ve ritmik bir düzenin içinde var olmaktadır.

Her bir organımız kendi döngüsüne, ritmine ve notasına sahiptir. Her bir döngü ise kendi ritmine, atışına ve müziğine. Bu nedenledir ki; vücudumuzdaki çeşitli sistemler, zihinsel, ruhsal ve duygusal durumlarımıza yanıt verir. Yogada da müzik terapi içsel ve doğal iyileşme sürecini güçlendiren tamamlayıcı bir terapi olarak kullanılmaktadır. Fiziksel, zihinsel, duygusal olarak kişinin kendisini iyi hissettirdiği düşünülen müzik, şüphesiz yoganın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Müzik bizi fizyolojik, psikolojik, emosyonel ve spiritüel olarak etkilemektedir. Müzik terapi ve yoga terapinin ortak yönlerine bakacak olursak; her ikisi de kan basıncını ve kalp hızını azaltır. Fiziksel fonksiyonları ve hafıza gibi kognitif fonksiyonları geliştirir ve destekler. Depresyonu, ağrıyı, stres ve strese bağlı gerginliği ve anksiyeteyi azaltır. Ve tabi ki yaşam kalitesini arttırır.

Tüm bunların yanında açıkçası müziği seviyorsanız, zihninizde hacmi, yüzeyi, alan derinliği ve dokusu olan bir tür üçüncü boyuta sahipsiniz demektir. Şimdi sizleri müzik ve müzik terapiyi anlatan yazısı ile işini gerçekten harika yaptığına inandığım arkadaşım; Psk. MT Erdem Ocak’ın yazısı ile baş başa bırakıyorum.
Sevgiler
Müzik ve Yoga ile kalın…

MÜZİK VE MÜZİK TERAPİ…..

İnsanoğlunun bilinçlenme düzeyi öncelikle sesleri duymakla başlar. Düşünsenize; bir bebeğin daha annesinin karnındayken ilk duyduğu sesler annesinin kalp atışlarıdır, ardındansa hayatta onu en çok sevecek olan kişinin sesini duyar. Dünyaya gelmeden çok daha önce, annesinin dışarıda yaşadığı hayata dair sesleri duyar ve hatta o küçücük bedenindeki hücreler ile duyduğu bu dış seslere tepkiler verir. Annesini sakinleştiren tüm sesler küçük bebeği de sakinleştirir. Anneyi üzenlerse miniği de rahatsız eder. Hatta bu rahatsızlıktan dolayı kalp atışı hızlanır ve türlü stres belirtileri gösterir. Anne karnındaki bebeğin bile annenin dinlediği müzikten etkilendiğini destekleyen çalışmaların olduğunu düşündüğümüzde; müziğin ve müziği oluşturan elementlerin, (ritim, nota, enstrümanların sesi ve eğitimi vb.) henüz doğmadan bile bir çocuğun gelişiminde ne kadar önemli bir rol oynadığını belirtmemize gerek yok.

Bir bebeği uyutmak için ninni söylerken veya bebeği sallarken bile yine müziği ve/veya ritmi kullanırız. Tüm bunlar çocuğun gelişiminden itibaren çocukta; konuşma ve dil gelişimi, sesleri tanıma ve araştırma, ayırt etme, tepki ve reaksiyon geliştirme, dikkat toplama konularında gelişimini destekleyen sadece birkaç ögedir. Müzik bizi fiziksel, psikolojik, duygusal ve ruhsal olarak etkiler. Belki bizi nasıl
etkilediği bilimsel olarak tam anlamıyla anlaşılamaz ya da kanıtlanamazsa da yapılan çalışmalar göstermiştir ki; fiziksel olarak duyduğumuz müziğe bir şekilde tepki veririz. Örneğin; müzikle kimi zaman kan akışımız hızlanır ya da duyduğumuz seslere kaslarımızla reaksiyon gösteririz. Son yıllardaki özellikle kan üzerine yoğunlaşan kimya araştırmalarına göre; vücuttaki duyusal değişiklikler ile endorfin ve neropeptid salgılanması arasında bir bağlantı bulunduğu tespit edilmiştir.
Araştırmalar şunu gösteriyor ki; müzik vücuttaki seratonin ve büyüme hormonlarının artmasına yardımcı olurken, ACTH ve stres hormonlarının düşmesine sebep olur. Müzik, insanların Beta (uyanma) beyin düzeyinden, Alpha( derin meditasyon) düzeyine geçmelerini sağlar üstelik hala uyanık iken. Müzik kan basıncımızı, kalp atış hızımızı, dolaşım sistemimizi, beyin dalgaları hareketliliğimizi, metabolizmamızı ve bunlarla birlikte daha bir sürü sayamayacağımız fiziksel ve duygusal hallerimizi etkiler. İnsanların özellikle tehta seviyesinde oldukları zaman,
tedaviye en yatkın oldukları zamandır. Müzik derslerinin eğitim alanında da zorunlu hale gelmesi kaçınılmaz bir durumdur aslında. Çünkü müzik eğitimi ve etkinlikleri dört işlem kadar gereklidir. Tam da bu noktaya çok güzel değinen Takako ,Fujioka ve meslektaşları; beynin elektrik aktivitesinin haritalandırılmasına olanak sağlayan magneto- ensefalografi cihazı aracılığı ile; beyinde işitsellikle uyarılan potansiyelleri incelemişler, sadece bir yıl boyunca keman eğitimi alan çocuklar ile bu eğitimi almayan çocukları karşılaştırmışlardır. Enstrüman eğitimini alan gruptaki çocukların beyinlerinin sol yarı küresinde çarpıcı değişiklikler tespit etmişlerdir. Bu verilerin erken yaşta müzik eğitiminin gerekliliğini ortaya koyduğu son derece açıktır. Bir doz Mozart bir çocuğun matematiğini daha iyi hale getirmeyebilir ama düzenli olarak müzik dinlemek ve daha da iyisi müzik yapmak beynin çok farklı bölgelerinde gelişimi teşvik edebilir. Bu nedenle de öğrencilerin büyük bir çoğunluğu için müzik eğitim açısından okuma yazma kadar önemli olabilir.
Beynin müzik eğitimine ne kadar çabuk yanıt verdiğini gösteren bir diğer çalışma da Harvard Üniversitesi’nden Alvaro Pascual- Leoren’in beş-parmak piyano egzersizlerini eğitim testi olarak kullandığı çalışmadır. Bu dizilişleri çalışmaya başladıktan birkaç dakika sonra motor kortekste değişiklikler görülebildiğini kanıtlamıştır. Dahası beynin farklı bölümlerindeki bölgesel kan dolaşım ölçümleri sayesinde beyin korteksinin farklı yerlerinde ve ayrıca basal ganglia ve beyincikte etkinlik artışı saptanmıştır. Yalnızca fiziksel değil, salt zihinsel alıştırmalar yapmak bile bu etkiyi arttırmıştır.
Amerikan Müzik Terapi Birliği’ne göre; Müzik terapisi, ergoterapi ve fizyoterapi’ye benzerlik gösteren kurumsallaşmış bir sağlık hizmetidir. Tüm yaş gruplarındaki fiziksel, psikolojik, kognitif ve/veya sosyal işlevsellik yaşayan hastalar için kullanılan, onlara müzik ile uygulanan terapiyi içerir. Çünkü müzik terapi, eşsizdir, güçlüdür ve olumlu sonuçları son derece olasıdır.

Müzik terapisi; sağlıklı, engelli ya da hasta insanlar için yaşam kalitesini geliştirir. Bu terapi; iyileşmeyi , ağrıyla ve stresle başa çıkabilmeyi kolaylaştırır, insanların duygularını ifade edebilmelerini sağlar, hafızayı güçlendirir, iletişimi geliştirir ve fiziksel rehabilitasyonu kolaylaştırır.

GENEL BAŞLIKLARLA ÇOCUKLARDA MÜZİK TERAPİ
Çocuklarda müzik terapisi, doğru nefes alma tekniklerinden, ritim çalışmalarına, enstrüman eğitiminden, şarkı söyleme ve dans etkinliklerine kadar birçok farklı aktiviteleri kapsar. Profesyonel kişilerce uygulanan müzik ve ritim çalışmalarının genellikle oyun yoluyla verilmesi ile birlikte çocuğun gelişiminin yanında terapiye istekli olması da sağlanmaktadır. Tüm bu eğitim ve terapi ile birlikte çocukta işitsel algı, odaklanma, dikkat ve konsantrasyon, plan ve koordinasyon, kas ve jestler, etkili iletişim ve daha birçok konuda gelişim sağlaması hedeflenmektedir.

● Sesleri Tanıma, Araştırma ve Ayırt Etme: Çeşitli görsel ekipmanlar yardımıyla, seslendirme yaparak çocuğun yeni sesler tanıması, bunları birbirinden ayırt etmesi ve hatırlaması istenir. Öğrenme ve hafıza gelişimini içerir. Şarkılı oyunlar söylenir, hayvan resimleri göstererek onların çıkardığı sesler taklit edilir.
Ritim Çalışmaları : Ritim, sözel ve görsel motor mimesisle (taklit) ilişkili birleştirici bir beceridir. Ritim yeteneği modelite üstüdür. (supra-modal). Özetle bir kez ritim tutturulduğunda motor duyu kanallarına ihtiyaç duyulmadan ellerde, ayaklarda, ağızda, bütün bedende sürdürülebilir. Yani algısal keşif ve motor oyun gibi kendiliğinden güçlenmektedir. Ritim, bir anda en temel taklit becerimizdir. Chen, Zatorre ve Penhune, Montreal’de insanların tempo tutma, ritim takip etme becerilerini ölçtüler ve bu eylemlerin beyne nasıl yansıdığını görselleştirmek için fonksiyonel beyin görüntüleme yöntemlerini kullandılar. Denekler, müziğe eşlik ederik ayaklarını yere vurduğu veya başka hareketler yaptığı zaman beklendiği üzere; motor korteksin etkinleştiğini, basal ganglia ve beyincikteki korteks altı sistemlerin çalıştığını tespit ettiler. Bu çalışmada asıl dikkat çekici olan; müzik dinlemenin ya da müziği hayal etmenin hareket etmeye veya tempo tutmaya gerek kalmadan motor korteksi ve korteks altı motor sistemleri etkinleştirdiği yönündeki sonuçlardır. Müziği ve ritmi hayal etmenin nörolojik açıdan müzik dinlemek kadar etkili olduğu görülmüştür. Ritim çalışmalarındaki tek amaç çocuğa belirli ritim kalıplarını öğretmek değil, kalp atışından, yürürken atılan adımlara kadar birçok şeyde ritim olduğu algısı aşılanır. Bu şekilde çocuğun; vücut organlarını koordineli bir şekilde kullanması, el, kol, ayak, baş, göz kaslarının gelişmesi, grup çalışmaları kapsamında diğerlerine uyum sağlaması amaçlanır. Perküsyon aletleri, şarkılar, tekerlemeler veya belirgin bir ritmi olan her şey (Örneğin; saat sesi) kullanılabilir.
Şarkı Söyleme Çalışmaları: Ninniler veya çocuk şarkıları eşliğinde çocuğun; taklit/tekrar etme yeteneği, hafıza gelişimi, ses ve beden hareketleriyle şarkıya eşlik etmesi incelenir. Şarkı söylerken, söylediği şarkının ritmine göre yürümesi, el çırpması gibi vücut organlarının koordinasyonu sağlanır. Araştırmalar, yeni bilgilerin belirli bir melodiye göre öğrenildiğinde daha kalıcı olduğunu göstermektir (Örneğin; alfabe). Konuşurken veya şarkı söylerken doğru nefes alabilme tekniklerini içerir. Herhangi bir enstrüman veya çocuk şarkılarını içeren kaset, cd gibi materyaller kullanılabilir.
Yaratıcı Hareket ve Dans Çalışmaları : Çocukların eğitime ihtiyaçları olduğu gibi, sağlıklı bir şekilde gelişmeleri için, içlerinde bulunan enerjiyi dışarı atmalarına da ihtiyaçları vardır. Çocuklardan, müzik eşliğinde ritme uygun hareketlerde bulunmaları, bir bakıma dans etmeleri istenir. Bu şekilde çocuğun yaratıcı düşünmesi, özgür hissetmesi ve buna bağlı olarak bir ders olmasına rağmen mutlu olması ve sonucunda bu derslere istekli olarak katılması sağlanır. Çocuğun fiziksel becerileri, sosyal iletişimi, estetik anlayışı, kendilerine olan özgüvenleri üzerinde durulur. Basit tempolu şarkılar eşliğinde, bir enstrüman yardımıyla veya şarkı söylerken yapılabilir.
Müzikli Hikaye Çalışmaları: Çocuk kitaplarının yardımıyla yapılır. Kitaplarda; kendine özgü sesi olan bir şeye denk gelindiğinde (Örneğin; kedi) o ses taklit edilip çocuktan bunu tahmin etmesi istenir veya tam tersi şeklinde uygulanabilir. Kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışılır. Doğru nefes alma, telaffuz, sesini doğru kullanma gibi konular üzerinde durulur. Ali Baba’nın Çiftliği gibi eserler bu konuda oldukça verimli ürünlerdir.

Teşekkürler;

Müzik ve Yogayla Kalın!

“Müzikle birlikte olabilmek için bir enstrüman çalmak zorunda değilsin; varlığın başlı başına bir enstrüman!” – Christine Stevens