Beynimde Neler Oluyor?

IMG_7122İlk yazımda nelerden bahsetmeliyim acaba derken, çok güzel ve tatlı bir kızın yoga seansı sırasında kullandığı cümleler zihnimde koca bir ışık yaktı. Hemiparetik spastik tip serebral palsi (büyük oranda sol taraf etkilenimli) olan, 7 yaşındaki güzel kız bana savaşçı duruşu sırasında şunu söyledi “bu savaşçı korkularım ile savaşmak yerine bana sorun çıkaran beynim ile savaşsın bence, çünkü bazen beynim sol tarafımı hareket ettirirken beni güzel dinlemiyor!” Evet, gerçekten bir sorun vardı. Bu konuda haklıydı tatlı kız. Peki benim yoga sayesinde ona yaptığım yardım neydi? Beyni ile yaşadığı bu sorunu çözme konusunda ona sağladığım yararı nasıl açıklayabilirdim? Bu soruyu cevaplayabilmek için sanırım, yoga ve yaptığımız işe tamamen konsantre olma durumu yani meditasyonun beynimizdeki etkileri üzerine yapılmış olan kanıta dayalı araştırmalara bakmalıyız. Amerika’da Tamamlayıcı ve Alternatif Ulusal Araştırma Merkezinde, Villemure C. ve arkadaşları, manyetik rezonans görüntüleme tekniği (MR) kullanarak yoganın beyindeki bölgelerde yarattığı değişimleri inceledikleri çalışmalarına bir bakalım. Villemure C. ve arkadaşları yoga uygulanması ile beyindeki gri madde miktarının arttığını bildirmişler. Yogilerin (yoga yapan kişiler) beyinlerinin somato sensory korteks (vücudun zihinsel haritasını içeren bölge) superior korteks (dikkat ile ilgili bölüm), görsel korteks bölgelerindeki hacmin daha fazla olduğu; hipokampüs, prekuneus ve posterior singulat korteksin de normale oranla daha büyük olduğunu bildirmişler. Bu bölgelerin öz farkındalık, mutluluk, hafıza, beynin edindiği bilgi ve deneyimleri öznel mutluluğa çevirme ile ilgili bölgeler olduğu bilinmektedir. Benzer bir çalışma da Harvard Üniversitesinde gerçekleştirilmiş. Sekiz hafta boyunca günde 27 dakika yoga yapan bireylerin hipokampus bölgesinin gri hücre yoğunluğunda artış gözlendiği sonucuna ulaşılmış. Hipokampus, hareketlerin davranış biçimine dönüşmesinde büyük role sahip olan limbik sistemin önemli bir parçasıdır. Ayrıca bu bireylerde; öz kontrol denetimi ve şefkat duygusunda artış gibi olumlu gelişmeler görülmesi de cabası. Çalışma sonucunda; sekiz hafta boyunca 27 dakika yoga yapan bireyler, tekrarlı hareketin önemini de vurgulamışlar. Tekrarlı hareketler sayesinde hareketler üzerinde beceri kazandıklarını ve daha az zihinsel aktivite ile kolaylıkla yapabildiklerini belirtmişler. Yani bizler sık tekrarlar ile bir çok beceriye sahip olabiliriz. Becerilerimiz beynimizdeki devrelere kazındıkça, denetim düzeyinin derinlerine inmeye başlar. İşte bu noktada, o işi otomatik biçimde ve üzerinde düşünmeden (yani bilinçli farkındalık olmaksızın) yerine getirebiliriz. Bu süreç kortikal öğrenme sürecidir ve süreçte pek çok fizyolojik olay rol oynar. Eğer beyni bir alet kutusu olarak düşünürsek, bir işi halletmek için gereken bütün aletlere sahip olması gerekir. Bir civatayı yerinden çıkaracaksak kutudan bir ingiliz anahtarı o yoksa eğer pense ile belki işimizi görebiliriz çünkü o bilişsel olarak zinde bir beyin ve tüm bunları sağlayabilir. Bunun yanında hasar görmüş bir beyin ise başka çözümlere başvurabilir. Yani sahip olunan ve güzel çalışan alanlar yardıma koşarak aslında yapılması gereken işlere ve duyulara yardım eder. Anlatırken bu kadar basit olan bu duruma, nöroplastisite yani aslında rehabilitasyonun temeli diyoruz! Bu konuda bize yardımcı olan yoga ile birleşince “yogabilitasyon” doğuyor.

İlk yazı için biraz karmaşık oldu belki ama bu güzel kıza ve tüm çocuklara neden ve nasıl fayda sağladığım üzerine bir fikir sunabilmek istedim.
Umarım zamanınız yetmiştir ve hepsini okuyabilmişsinizdir. Haftaya yeni yazımda buluşana kadar sevgi ile kalın…..