Köpek ile Terapi

Kasım 2016’da İspanya’da aldığım eğitim sonrası köpek ile terapi seanslarının önemini daha iyi anladım. Terapi veya eğitim amaçlı kullanılan seanslar ya tedaviye entegre ediliyor ya da terapinin kendisi oluyor. Kullanılan yöntemlerin temelde üç ana başlığı vardır;

  • Eğitim
  • Terapi
  • Aktivite

Köpek ile terapinin bir çok kullanım alanı var bunlardan bazıları:

Hastane ziyaretleri,

Stres azaltmak için,

İş-uğraşı terapisi,

Psikolojik rahatsızlıklar,

Konuşma terapisi içerisinde ve bazı büyük krizlerde.

 

Seanslar sırasında bireyin yapabildiklerine ve yapabileceklerine odaklanıyoruz. Sekiz seans sonrasında terapinin nasıl gittiğini değerlendiriyoruz. Seanslar grup halinde veya bireysel olarak yapılabiliyor.

Peki hedeflerimizi nasıl belirliyoruz? Aslında hedeflerimizi üç başlıkta topluyoruz: Genel Hedefler, Spesifik Hedefler ve Operasyonel Hedefler. Genel Hedefimiz; iyilik halini arttırabilmek, bunda tabii ki danışanın fiziksel ve psikolojik sağlığı, bağımsızlık seviyesi ve sosyal yeterliliği ile çevre faktörleri çok önemli. Spesifik Hedeflerde ise; köpeğin nasıl entegre edileceğini bilen profesyoneller olmalı. Çünkü bu hedef, kişinin veya grubun ihtiyaçlarına bağlıdır. Operasyonel Hedefler; her seans sonrasında ölçülebilir ve değerlendirilebilir olmalıdır. Bu hedefler, aktivitelere ve oyunlara bağlanırken, örneğin bir seansta danışanın kolunu kaç defa kaldırdığını not alabilmeliyiz. İlerlemeleri kaydederken, reaksiyon ve motivasyona bakmalı, köpek ile iletişim sırasında kognitif ve motor verilen cevapları düşünerek hareket etmeli ve değerlendirmeliyiz. Emosyonel ve iletişimsel alana bakarken, dil-konuşma açısından da ulaştığımız veya ulaşabileceğimiz hedefleri de not edebilmeliyiz.

Limbik sistemin etkisi altında hareket eden köpek dostlarımız, temelde altı duyuyu barındırırken, epilepsi nöbetlerini 20 dakika önceden hissedebilir, pankreas ve mide kanseri kokusunu alabilir, aynı zamanda nefes kokusundan diyabetiklere de alarm verebilir.

Dünya’da bizlere bir çok yardımda bulunan köpek dostlarımız ile geçirilen seanslar; eğlenceyi, bol iletişimi ve bir çok motor aktiviteyi içerir. Dilerim siz okuyucularıma, konu hakkında yeterli açıklamada bulunabilmişimdir. Eğitime başladığım ilk gün eğitimcinin öğleden sonra sorduğu soru hala aklımdadır. “Bugün uyandığınızdan beri size sarılan oldu mu?” Belki evimden o kadar uzakta bu soru geldiğinde “tabii ki hayır” diyebildim ama, hayata devam ettiğim ve bir köpekçikten ayrı kaldığım her an bu cümlenin anlamını öğrendim. Sarılmak, sevildiğini hissetmek ve bunu belki de ufak karşılıklar ile yaşamak, bir çoğumuzun derinlerde hedefi değil mi? Herkes sevilmek ve en başta sevmek için çabalamıyor mu? Belki okuyan bir çok insan ile aynı fikirde olmayabiliriz, ama biliyorum ki var olmak; sevmek ve sevilmek ile başladı….

Herkesi kucak dolusu sevgi ile selamlıyorum…